Otokontro

GÜNCEL HAYAT VE DÜŞÜNCELERİ ÜZERİNE PAYLAŞIMLAR...

Ping pong maçı gibi seri hamleler geliyor her taraftan.
Bizse maçı kaçırmamak için boynumuzu mu çevirsek gözlerimizle mi takip etsek diye düşünen seyirci gibiyiz.
O kadar seri bir maç ki, bir yerden sonra sıkılıp, kendi gündemlerimizi yaratıp eğlenmeye çalışıyoruz. #TarihiYolsuzlukveRuesvetSkandalı

Ping pong maçı gibi seri hamleler geliyor her taraftan.

Bizse maçı kaçırmamak için boynumuzu mu çevirsek gözlerimizle mi takip etsek diye düşünen seyirci gibiyiz.

O kadar seri bir maç ki, bir yerden sonra sıkılıp, kendi gündemlerimizi yaratıp eğlenmeye çalışıyoruz. #TarihiYolsuzlukveRuesvetSkandalı

Ekşitme yüzünü bana!!
Bugün değil!
Hiç çekemem seni! 
Bugün değil!
Mecbur muyum bu haline?
Bugün değil!
Yarın belki…
Ama bugün değil!

Ekşitme yüzünü bana!!

Bugün değil!

Hiç çekemem seni! 

Bugün değil!

Mecbur muyum bu haline?

Bugün değil!

Yarın belki…

Ama bugün değil!

Işık sana bana değişiktir.
Sen yukarıya baktığında görürsün renkleri… Karanlıktır sana gökyüzü.
Her rengi karanlıkta ayrıştırır senin gözün. Öyle görür, öyle ihtişamlı gelir gördüklerin. 
Kapana sıkışmış hissederdin aslında, bakamazdın o karanlığa… Bir ses duydun, duymanla diktin gözünü yukarılara, aslında korktun, ama kolay alıştın renklerin geçişine…
Tehlike yoktu senin için. Seyre daldın. Keyifliydi.
Bense sana bakıyordum. Yüzünü ezbere alıyordum.
Burnun, dudaklarının şeklini.
Bir yandan farklı öbür yandan farklısın. Karşıdan bakıldı mı farklı.
Hangisi gerçek bilemedim.
Benim gördüğüm mü, yoksa senin göründüğün mü…

Işık sana bana değişiktir.

Sen yukarıya baktığında görürsün renkleri… Karanlıktır sana gökyüzü.

Her rengi karanlıkta ayrıştırır senin gözün. Öyle görür, öyle ihtişamlı gelir gördüklerin. 

Kapana sıkışmış hissederdin aslında, bakamazdın o karanlığa… Bir ses duydun, duymanla diktin gözünü yukarılara, aslında korktun, ama kolay alıştın renklerin geçişine…

Tehlike yoktu senin için. Seyre daldın. Keyifliydi.

Bense sana bakıyordum. Yüzünü ezbere alıyordum.

Burnun, dudaklarının şeklini.

Bir yandan farklı öbür yandan farklısın. Karşıdan bakıldı mı farklı.

Hangisi gerçek bilemedim.

Benim gördüğüm mü, yoksa senin göründüğün mü…

Çok güzel… Ruhun şad olsun büyük usta!

Çok güzel… Ruhun şad olsun büyük usta!

SIKILDIM, BUNALDIM YA DA HER NEYSE…

image

Sayın Başbakan,

Öncelikle makamınızı selamlarım. Biliyorum ki bu satırları hiç okumayacaksınız. Okumanızı ve bir an olsun düşünmenizi sağlamayı isterdim.

Ben sanat eğitimi almış, Türk Müziği Ses Eğitimi dalından mezun olmuş bir kişiyim. Sanatçıyım diyemem gerçek sanatın ne olduğunu gördüğüm için. Sadece şarkıcıyım.

Karşınızda olsam ne hissederim bilmiyorum ama şu an elinizde bulunan güç ve etrafına ayar veren dil / gözlerinize bakarak bunları söylemeyi isterdim. Eminim Necati Şaşmaz kadar saçmalamaz, büyük bir kısmını aktarabilirdim.

Kendimden meshulüm. Hiçbir grubu temsil etmiyorum. O bakımdan yalnızca kendi adıma konuşabilirim. 

Apolitik bir insanım. Öyle yetiştirildim. Kavgadan uzak durmayı severim. Bugüne kadar meydanlara çıkmadım, ta ki Gezi Parkı’na kadar… İçki pek içmem ara sıra bir bira… Hatta bir birayla kafam çakır keyif olur da devam edemem. Hayatımda hiç sarhoş olmadım desem bana inanmazsınız sanırım ama gerçek bu. Takım tutmam. Beşiktaş’a sempatim vardır fakat Çarşı’yı görünce kendime taraftar diyemeyeceğimden futbol taraftarıyım derim. Galatasaray’ı da, Fenerbahçe’yi de, Mersin İdman Yurdu’nu da, Siirt Köy Hizmetleri’ni de zevkle seyrederim. Kimseyi ötekileştirmeyi sevmem. Büyüdükçe daha hoşgörülü olmayı öğrenmeye çalışıyorum. Böyle bir yaşam tarzı içerisindeyken yaptıklarınızdan sonra bunların hepsinin tersini yapasım var. Yine de bu tersini yapan kişi de beni ifade etmeyeceği için normal davranmaya çalışıyorum.  

Sizi ilk tanıdığım zamanlarınızdan bu yana hayatıma getirdiğiniz gerilimden, gittikçe yükselen baskıdan, sürekli kontrpiyede bırakan kılıfına uydurduğunuzu düşündüğüm uygulamalarınızdan, düzenleme adını taşıyan yasaklarınızdan, söyleyip söylemedim demelerinizden, saygıdan bahsedip saygıyı unutmanızdan, özünüzü unutmazken nerede olduğunuzu unutmanızdan, tehditlerinizden, kalbimize korku ekmeye çalışmanızdan, başardığınızı sandığım zamanlardan, gövde gösterilerinizden, ötekileştirmelerinizden, benim yerime benim için karar vermenizden, giderek mükemmelleştirdiğiniz algı yönetiminden, mükemmelleştirdiğiniz organizasyon yapınızdan, benim gözümde devletin tüm organlarına kendi düşüncenizi empoze etmiş ve kabul ettirmiş olmanızdan, sosyal hayatıma dokunmanızdan, yatak odama girmenizden, hal ve hareketlerime hiç olmadığı kadar dikkat etmeye zorunlu hale getirmeye çalışmanızdan, Atatürk’e Gazi Mustafa Kemal demenizden ve benim kadar sevmediğinizi gözlerinizden anlamamdan, cemaatlerdeki konuşmalarınızın tam aksini konuşmaya çalışmanızdan fakat sinirlendiğinizde ayarınızı fabrika ayarlarına çevirdiğinizi görmekten ve şu an aklıma gelmeyen bir çok durumdan SIKILDIM, BUNALDIM YA DA HER NEYSE…

Değişmenizi beklemek pembe bulutlara sarılacağımı ve hiç düşmeden o bulutların koynunda uyuyabileceğimi düşünmek gibi bir şey… Bunu sizden istemek de size saygsızlık. Fakat her ne iyi şey yapmışsanız yapın, bana göre değilsiniz. 

Düşüncelerinize benim kişisel tüm alanlarıma fazlaca müdahale etmenizden ötürü saygı gösteremiyorum. Olumlu olmaya çalışıp kendimi kandırmaya çalıştığım oluyor, kısa sürüyor…

Keşke makamınızı değil sizi selamlayabilseydim. Olmuyor, yapamıyorum, üzgünüm. 

Ben senin ne söylediğini, ne söylemediğini, ne söyleyip söylemediğini iddia ettiğini, neyi söyleyip özür bile dilemediğini, ne söylerken ne hissettiğini, ne söylerken neyi kastettiğini biliyorum.

Peki ya sen benim?

OTOKONTRO